Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

“FON KRİZİNDE GÜNÜ KURTARAN DÜZENLEMEYLE VATANDAŞIN HAKKI KORUNAMAZ”

DÜNYA 13.10.2026 - 17:38, Güncelleme: 13.10.2026 - 17:38
 

“FON KRİZİNDE GÜNÜ KURTARAN DÜZENLEMEYLE VATANDAŞIN HAKKI KORUNAMAZ”

“FON KRİZİNDE GÜNÜ KURTARAN DÜZENLEMEYLE VATANDAŞIN HAKKI KORUNAMAZ”
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ SERKAN SARI:“EMEKLİNİN HAKKINI GASBETTİNİZ, ADALETİ AYRICALIKLARA TESLİM ETTİNİZ” “FON KRİZİNDE GÜNÜ KURTARAN DÜZENLEMEYLE VATANDAŞIN HAKKI KORUNAMAZ” CHP Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, TBMM Genel Kurulunda emeklilerin yaşadığı gelir kaybından hakim ve savcı alımlarındaki ayrıcalık tartışmalarına, çocukların güvenliğinden fon krizine kadar birçok konuda AKP iktidarına sert eleştiriler yöneltti. Sarı, “Bu Meclisin millete hizmet edecek yasalar düzenlemesini, yandaşa hizmet edecek yasalardan uzaklaşmasını talep ediyorum” dedi. CHP’li Sarı, “fon soygununun yaşatıldığı süreçle ilgili” Meclise getirilen teklifin benzer olayların yeniden yaşanmasını önleyecek tedbirler içermesini beklediklerini ifade etti. “Vatandaşımızın hakkını korumaktan uzaksınız” diyen Serkan Sarı, iktidarın yaklaşımını “Günü kurtaralım, yarın ola hayrola” sözleriyle eleştirdi. CHP Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, iktidarın sosyal güvenlik, adalet, çocukların korunması ve finansal denetim alanlarındaki uygulamalarını eleştirdi. İlgili bakanlıkları açıklama yapmaya ve sorumluluk almaya çağıran Sarı, emeklilerin hak kayıplarının giderilmesini ve hakim ile savcı alımlarına ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamaların incelenmesini istedi. Konuşmasının başında oturumu yöneten Meclis Başkanvekilini tebrik eden Sarı, üstlendiği görevi adaletli biçimde yürüteceğine inandığını belirterek başarılar diledi. Görevden ayrılan Bekir Bozdağ’a da geçmiş olsun dileklerini iletti. “ANKARA, BAĞIMSIZLIĞIN VE MİLLİ EGEMENLİĞİN SİMGESİDİR” Ankara’nın başkent oluşunun 103’üncü yıl dönümünü kutlayan Sarı, 13 Ekim 1923’te Gazi Meclis çatısı altında alınan kararın tarihsel önemine dikkat çekti. Kurtuluş Savaşı’nın karargahı olan Ankara’nın, başkent olmasının yanı sıra bağımsızlığın, milli egemenliğin ve Cumhuriyet’in simgesi haline geldiğini belirten Sarı, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Milli Mücadele kahramanlarını saygı ve minnetle andı. “10 EKİM’İ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ” 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yıl dönümünde yaşamını yitiren yurttaşları anan Sarı, barış, demokrasi ve kardeşlik için bir araya gelen 104 kişinin terör saldırısında hayatını kaybettiğini hatırlattı.Aradan geçen 11 yıla rağmen adalet arayışının sürdüğünü vurgulayan Sarı, “Biz olanları unutmadık, unutturmayacağız” ifadelerini kullandı. “KIZ ÇOCUKLARIMIZIN YARIM KALAN HAYALLERİNİN ACISINI YAŞIYORUZ” 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’ne de değinen Sarı, Türkiye’de yaşanan olayların bu günü kutlamanın ötesinde, çocukların karşı karşıya olduğu sorunları görünür kılmayı gerektirdiğini söyledi.Narin Güran, Rojin Kabaiş, İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’i anan Sarı, Rojin Kabaiş’in ölümünün aydınlatılması yönündeki beklentiye dikkat çekti. Başakşehir’de bir okulda gerçekleşen bıçaklı saldırıda yaşamını yitirdiğini belirttiği Eslem Sare Bulut’u ve aynı saldırıda yaralanan yedi kız çocuğunu da konuşmasında hatırlattı. Kaybedilen bütün evlatları rahmetle andığını ifade eden Sarı, adalet bekleyen ailelerin yanında olduklarını vurguladı. “DEVLETİN GÖREVİ ÇOCUKLARIN STATÜSÜNÜ TARTIŞMAK DEĞİL, GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAKTIR” Edirne’de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı bir kuruluştan ayrılan 14 çocuktan 13’ünün kayıp olduğuna ilişkin kamuoyuna yansıyan haberi gündeme getiren Sarı, Bakanlığın konuya yaklaşımını eleştirdi.Bakanın çocukların devlet korumasında bulunmadığı ve yabancı uyruklu olduğu yönündeki açıklamasına tepki gösteren Sarı, çocukların milliyetinin devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını söyledi. Sarı, şöyle konuştu:“Her çocuk, milliyeti ne olursa olsun devletin koruma ve sorumluluğu altındadır. Bu çocuklar sizin Bakanlığınıza bağlı bir kurumda kalıyorlarsa bunun sorumluluğu da devletimizdedir ve Bakanımızın kendisindedir. Devletin görevi çocukların statüsünü tartışmak değil, güvenliğini sağlamaktır.” Açıklamayı kınadığını belirten Sarı, konunun takipçisi olacaklarını bildirdi. “EMEKLİLERİN YAŞADIĞI SORUNUN MİMARI AKP İKTİDARIDIR” Birleşik Emekliler Sendikasının sabah saatlerinde Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde yaptığı basın açıklamasını hatırlatan Sarı, emeklilerin taleplerinin iktidar tarafından görmezden gelindiğini söyledi.Emeklilerin yaşadığı sorunların AKP iktidarının siyasi kararlarından kaynaklandığını savunan Sarı, yıllar içinde yapılan uygulamalar ve yasal düzenlemelerle emeklilerin emeğinin ve birikiminin karşılığını alamaz hale getirildiğini ifade etti.2008 yılında “reform” olarak sunulan sosyal güvenlik düzenlemesini eleştiren Sarı, aylık bağlama oranlarının düşürüldüğünü, güncelleme hesabında büyümenin tamamı yerine yüzde 30’unun dikkate alınmasının ciddi hak kayıplarına yol açtığını belirtti. Sarı, “Emekliler yıllarca çalışarak kazanmış oldukları primlerinin karşılığını alamaz hale geldiler” dedi. “EMEKLİLERİN BU ALACAĞINI ÖDEYECEK MİSİNİZ?” 2008’deki değişiklikler yapılmasaydı bugün en düşük emekli aylığının 50 bin lira olacağını savunan Sarı, iktidarın zam açıklamalarının geçmişteki hak kayıplarını gidermediğini söyledi.İktidarın “Bin lira seyyanen zam yaptık”, “İki bin lira seyyanen zam yaptık” şeklindeki açıklamalarını eleştiren Sarı, “Emeklinin cebinden aldığınız parayı yerine koymak bir türlü aklınıza gelmiyor” ifadelerini kullandı. Bugünkü aylık farkını 18 yıl, yani 216 ay üzerinden değerlendirdiği kaba hesabında, emekli başına kaybın 5 milyon 712 bin liraya ulaştığını ileri süren Sarı, AKP grubuna şu soruları yöneltti:“Emeklilerin bu alacağını ödeyecek misiniz? Gasbettiğiniz bu borcu yerine koyacak mısınız? Emeklilerimizi hak ettiği refah düzeyine ulaştırmak için bir çalışma yapacak mısınız?” CHP’nin yıllardır en düşük emekli aylığının en az asgari ücret düzeyine çıkarılması çağrısında bulunduğunu hatırlatan Sarı, iktidarın görevinin müjde dağıtmak değil, sorunları çözmek olduğunu vurguladı. “HAKİM VE SAVCI ATAMALARINDA AYRICALIK MI TANINIYOR?” Ankara 2 No’lu Baro Başkanının hakim ve savcı alımlarına ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamalarını da gündeme getiren Sarı, iki yılda 70 avukat için referans olunduğu, bakanlıklarla görüşüldüğü ve ayrıcalık tanındığı yönündeki ifadelerin açıklığa kavuşturulmasını istedi.Sarı, ayrıcalık açıklamasına tepki göstererek şunları söyledi:“Eğer böyleyse burada grupların hepsine ayrıcalık tanıyalım, 70’er tane hak verilsin bütün gruplara; hakim atayalım, savcı atayalım, kafamıza göre eş, dost, hısım, akraba atamalarımızı yapalım. Bu mudur devlet bilinci? Bu mudur sorumluluk?” Bu yaklaşımı iktidarın yarattığı yozlaşmanın görünür hale gelmesi olarak değerlendiren Sarı, konuya ilişkin henüz açıklama yapılmamasını da eleştirdi. ADALET BAKANLIĞI VE HSK’YE İNCELEME ÇAĞRISI Adalet Bakanlığı ve Hakimler ve Savcılar Kurulunu açıklama ve inceleme yapmaya çağıran Sarı, söz konusu 70 kişinin yazılı sınav puanlarının, mülakata giriş sıralamalarının ve başarılı sayılmalarında kullanılan ölçütlerin kamuoyuna açıklanmasını istedi.Aynı sınavlarda daha yüksek puan aldığı halde elenen adayların bulunup bulunmadığını soran Sarı, Ankara 2 No’lu ve İstanbul 2 No’lu barolara ya da iktidara yakın konumlanan başka barolara kontenjan ayrılıp ayrılmadığının da yanıtlanması gerektiğini belirtti. Sarı, “Sonra da bağımsız yargıdan, hukukun üstünlüğünden söz ediyorsunuz. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır?” diye sordu. “GENCECİK HUKUKÇULARIMIZIN YÜZÜNE NASIL BAKACAKSINIZ?” Yazılı sınavlarda yüksek başarı elde eden genç hukukçuların kısa mülakatlarla elendiğini söyleyen Sarı, deprem felaketini yaşamış bir adayın 93 puanla Türkiye ikincisi olmasına rağmen üç dakikalık mülakatta elendiğini ifade etti.Sarı, “Vicdani midir, insani midir, hukuki midir bu?” sözleriyle uygulamaya tepki gösterdi. Hakim ve savcı adaylığı sınavında 115’inci olduğunu belirttiği Mert Akdoğan’ın mülakatta elenmesini ve ardından yaşamına son vermesini de gündeme getiren Sarı, “Hiç mi yüreğiniz sızlamıyor, hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Bunca konu yaşanırken siz gencecik hukukçularımızın yüzüne nasıl bakacaksınız?” dedi. Yargıdaki kadrolaşmanın belediye başkanları, gazeteciler ve hakkını arayan yurttaşlar hakkında verilen kararlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan Sarı, iktidarın hukuk ve adalet sisteminde ağır bir tahribat yarattığını söyledi. “FON KRİZİNDE GÜNÜ KURTARAN DÜZENLEMEYLE VATANDAŞIN HAKKI KORUNAMAZ” Konuşmasının son bölümünde fon krizine ilişkin yasal düzenlemeyi eleştiren Sarı, Meclise getirilen teklifin benzer olayların yeniden yaşanmasını önleyecek tedbirler içermesini beklediklerini ifade etti.Ancak düzenlemenin gelecekteki riskleri önlemek yerine mevcut fon krizinin tasfiye sürecine odaklandığını savunan Sarı, iktidarın yaklaşımını “Günü kurtaralım, yarın ola hayrola” sözleriyle eleştirdi.Yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğini vurgulayan Sarı, “Bu anlayışla kanun çıkarıyorsanız, bu anlayışla yasal düzenleme çıkarıyorsanız vatandaşımızın hakkını korumaktan uzaksınız” dedi. Sarı, konuşmasını Meclisin yasama sorumluluğuna ilişkin şu çağrıyla tamamladı:“Bakıyoruz, şimdi, bu fon soygununun yaşatıldığı sürece. Ya, bir yasa düzenlemesi getirdiniz, biz sanıyoruz ki bundan sonra bu tarz konulara mahal vermeyecek bir yasal düzenleme olacak, bundan sonra tedbir alacağız, yaşanmışlıklardan ders çıkaracaksınız; amma velakin düzenlemeye baktığımızda, bundan sonrası için değil, şu fon kriziyle ilgili tasfiye sürecinin nasıl yapılacağı yönünde bir düzenleme yapılıyor yani Günü kurtaralım, yarın ola, hayrola. Bu anlayışla kanun çıkarıyorsanız, bu anlayışla yasal düzenleme çıkarıyorsanız bizim vatandaşımızın hakkını korumaktan uzaksınız diyorum. Bu Meclisin, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ dediğimiz Meclisin, millete hizmet edecek yasalar düzenlemesini, yandaşa hizmet edecek yasalardan uzaklaşmasını talep ediyorum sizlerden.”  
“FON KRİZİNDE GÜNÜ KURTARAN DÜZENLEMEYLE VATANDAŞIN HAKKI KORUNAMAZ”

CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ SERKAN SARI:“EMEKLİNİN HAKKINI GASBETTİNİZ, ADALETİ AYRICALIKLARA TESLİM ETTİNİZ”

“FON KRİZİNDE GÜNÜ KURTARAN DÜZENLEMEYLE VATANDAŞIN HAKKI KORUNAMAZ”

CHP Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, TBMM Genel Kurulunda emeklilerin yaşadığı gelir kaybından hakim ve savcı alımlarındaki ayrıcalık tartışmalarına, çocukların güvenliğinden fon krizine kadar birçok konuda AKP iktidarına sert eleştiriler yöneltti. Sarı, “Bu Meclisin millete hizmet edecek yasalar düzenlemesini, yandaşa hizmet edecek yasalardan uzaklaşmasını talep ediyorum” dedi.

CHP’li Sarı, “fon soygununun yaşatıldığı süreçle ilgili” Meclise getirilen teklifin benzer olayların yeniden yaşanmasını önleyecek tedbirler içermesini beklediklerini ifade etti. “Vatandaşımızın hakkını korumaktan uzaksınız” diyen Serkan Sarı, iktidarın yaklaşımını “Günü kurtaralım, yarın ola hayrola” sözleriyle eleştirdi.

CHP Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, iktidarın sosyal güvenlik, adalet, çocukların korunması ve finansal denetim alanlarındaki uygulamalarını eleştirdi. İlgili bakanlıkları açıklama yapmaya ve sorumluluk almaya çağıran Sarı, emeklilerin hak kayıplarının giderilmesini ve hakim ile savcı alımlarına ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamaların incelenmesini istedi.

Konuşmasının başında oturumu yöneten Meclis Başkanvekilini tebrik eden Sarı, üstlendiği görevi adaletli biçimde yürüteceğine inandığını belirterek başarılar diledi. Görevden ayrılan Bekir Bozdağ’a da geçmiş olsun dileklerini iletti.

“ANKARA, BAĞIMSIZLIĞIN VE MİLLİ EGEMENLİĞİN SİMGESİDİR”

Ankara’nın başkent oluşunun 103’üncü yıl dönümünü kutlayan Sarı, 13 Ekim 1923’te Gazi Meclis çatısı altında alınan kararın tarihsel önemine dikkat çekti.

Kurtuluş Savaşı’nın karargahı olan Ankara’nın, başkent olmasının yanı sıra bağımsızlığın, milli egemenliğin ve Cumhuriyet’in simgesi haline geldiğini belirten Sarı, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Milli Mücadele kahramanlarını saygı ve minnetle andı.

“10 EKİM’İ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yıl dönümünde yaşamını yitiren yurttaşları anan Sarı, barış, demokrasi ve kardeşlik için bir araya gelen 104 kişinin terör saldırısında hayatını kaybettiğini hatırlattı.Aradan geçen 11 yıla rağmen adalet arayışının sürdüğünü vurgulayan Sarı, “Biz olanları unutmadık, unutturmayacağız” ifadelerini kullandı.

“KIZ ÇOCUKLARIMIZIN YARIM KALAN HAYALLERİNİN ACISINI YAŞIYORUZ”

11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’ne de değinen Sarı, Türkiye’de yaşanan olayların bu günü kutlamanın ötesinde, çocukların karşı karşıya olduğu sorunları görünür kılmayı gerektirdiğini söyledi.Narin Güran, Rojin Kabaiş, İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’i anan Sarı, Rojin Kabaiş’in ölümünün aydınlatılması yönündeki beklentiye dikkat çekti. Başakşehir’de bir okulda gerçekleşen bıçaklı saldırıda yaşamını yitirdiğini belirttiği Eslem Sare Bulut’u ve aynı saldırıda yaralanan yedi kız çocuğunu da konuşmasında hatırlattı.

Kaybedilen bütün evlatları rahmetle andığını ifade eden Sarı, adalet bekleyen ailelerin yanında olduklarını vurguladı.

“DEVLETİN GÖREVİ ÇOCUKLARIN STATÜSÜNÜ TARTIŞMAK DEĞİL, GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAKTIR”

Edirne’de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı bir kuruluştan ayrılan 14 çocuktan 13’ünün kayıp olduğuna ilişkin kamuoyuna yansıyan haberi gündeme getiren Sarı, Bakanlığın konuya yaklaşımını eleştirdi.Bakanın çocukların devlet korumasında bulunmadığı ve yabancı uyruklu olduğu yönündeki açıklamasına tepki gösteren Sarı, çocukların milliyetinin devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını söyledi.

Sarı, şöyle konuştu:“Her çocuk, milliyeti ne olursa olsun devletin koruma ve sorumluluğu altındadır. Bu çocuklar sizin Bakanlığınıza bağlı bir kurumda kalıyorlarsa bunun sorumluluğu da devletimizdedir ve Bakanımızın kendisindedir. Devletin görevi çocukların statüsünü tartışmak değil, güvenliğini sağlamaktır.”

Açıklamayı kınadığını belirten Sarı, konunun takipçisi olacaklarını bildirdi.

“EMEKLİLERİN YAŞADIĞI SORUNUN MİMARI AKP İKTİDARIDIR”

Birleşik Emekliler Sendikasının sabah saatlerinde Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde yaptığı basın açıklamasını hatırlatan Sarı, emeklilerin taleplerinin iktidar tarafından görmezden gelindiğini söyledi.Emeklilerin yaşadığı sorunların AKP iktidarının siyasi kararlarından kaynaklandığını savunan Sarı, yıllar içinde yapılan uygulamalar ve yasal düzenlemelerle emeklilerin emeğinin ve birikiminin karşılığını alamaz hale getirildiğini ifade etti.2008 yılında “reform” olarak sunulan sosyal güvenlik düzenlemesini eleştiren Sarı, aylık bağlama oranlarının düşürüldüğünü, güncelleme hesabında büyümenin tamamı yerine yüzde 30’unun dikkate alınmasının ciddi hak kayıplarına yol açtığını belirtti.

Sarı, “Emekliler yıllarca çalışarak kazanmış oldukları primlerinin karşılığını alamaz hale geldiler” dedi.

“EMEKLİLERİN BU ALACAĞINI ÖDEYECEK MİSİNİZ?”

2008’deki değişiklikler yapılmasaydı bugün en düşük emekli aylığının 50 bin lira olacağını savunan Sarı, iktidarın zam açıklamalarının geçmişteki hak kayıplarını gidermediğini söyledi.İktidarın “Bin lira seyyanen zam yaptık”, “İki bin lira seyyanen zam yaptık” şeklindeki açıklamalarını eleştiren Sarı, “Emeklinin cebinden aldığınız parayı yerine koymak bir türlü aklınıza gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Bugünkü aylık farkını 18 yıl, yani 216 ay üzerinden değerlendirdiği kaba hesabında, emekli başına kaybın 5 milyon 712 bin liraya ulaştığını ileri süren Sarı, AKP grubuna şu soruları yöneltti:“Emeklilerin bu alacağını ödeyecek misiniz? Gasbettiğiniz bu borcu yerine koyacak mısınız? Emeklilerimizi hak ettiği refah düzeyine ulaştırmak için bir çalışma yapacak mısınız?”

CHP’nin yıllardır en düşük emekli aylığının en az asgari ücret düzeyine çıkarılması çağrısında bulunduğunu hatırlatan Sarı, iktidarın görevinin müjde dağıtmak değil, sorunları çözmek olduğunu vurguladı.

“HAKİM VE SAVCI ATAMALARINDA AYRICALIK MI TANINIYOR?”

Ankara 2 No’lu Baro Başkanının hakim ve savcı alımlarına ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamalarını da gündeme getiren Sarı, iki yılda 70 avukat için referans olunduğu, bakanlıklarla görüşüldüğü ve ayrıcalık tanındığı yönündeki ifadelerin açıklığa kavuşturulmasını istedi.Sarı, ayrıcalık açıklamasına tepki göstererek şunları söyledi:“Eğer böyleyse burada grupların hepsine ayrıcalık tanıyalım, 70’er tane hak verilsin bütün gruplara; hakim atayalım, savcı atayalım, kafamıza göre eş, dost, hısım, akraba atamalarımızı yapalım. Bu mudur devlet bilinci? Bu mudur sorumluluk?”

Bu yaklaşımı iktidarın yarattığı yozlaşmanın görünür hale gelmesi olarak değerlendiren Sarı, konuya ilişkin henüz açıklama yapılmamasını da eleştirdi.

ADALET BAKANLIĞI VE HSK’YE İNCELEME ÇAĞRISI

Adalet Bakanlığı ve Hakimler ve Savcılar Kurulunu açıklama ve inceleme yapmaya çağıran Sarı, söz konusu 70 kişinin yazılı sınav puanlarının, mülakata giriş sıralamalarının ve başarılı sayılmalarında kullanılan ölçütlerin kamuoyuna açıklanmasını istedi.Aynı sınavlarda daha yüksek puan aldığı halde elenen adayların bulunup bulunmadığını soran Sarı, Ankara 2 No’lu ve İstanbul 2 No’lu barolara ya da iktidara yakın konumlanan başka barolara kontenjan ayrılıp ayrılmadığının da yanıtlanması gerektiğini belirtti.

Sarı, “Sonra da bağımsız yargıdan, hukukun üstünlüğünden söz ediyorsunuz. Bu nasıl bir adalet anlayışıdır?” diye sordu.

“GENCECİK HUKUKÇULARIMIZIN YÜZÜNE NASIL BAKACAKSINIZ?”

Yazılı sınavlarda yüksek başarı elde eden genç hukukçuların kısa mülakatlarla elendiğini söyleyen Sarı, deprem felaketini yaşamış bir adayın 93 puanla Türkiye ikincisi olmasına rağmen üç dakikalık mülakatta elendiğini ifade etti.Sarı, “Vicdani midir, insani midir, hukuki midir bu?” sözleriyle uygulamaya tepki gösterdi.

Hakim ve savcı adaylığı sınavında 115’inci olduğunu belirttiği Mert Akdoğan’ın mülakatta elenmesini ve ardından yaşamına son vermesini de gündeme getiren Sarı, “Hiç mi yüreğiniz sızlamıyor, hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Bunca konu yaşanırken siz gencecik hukukçularımızın yüzüne nasıl bakacaksınız?” dedi.

Yargıdaki kadrolaşmanın belediye başkanları, gazeteciler ve hakkını arayan yurttaşlar hakkında verilen kararlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunan Sarı, iktidarın hukuk ve adalet sisteminde ağır bir tahribat yarattığını söyledi.

“FON KRİZİNDE GÜNÜ KURTARAN DÜZENLEMEYLE VATANDAŞIN HAKKI KORUNAMAZ”

Konuşmasının son bölümünde fon krizine ilişkin yasal düzenlemeyi eleştiren Sarı, Meclise getirilen teklifin benzer olayların yeniden yaşanmasını önleyecek tedbirler içermesini beklediklerini ifade etti.Ancak düzenlemenin gelecekteki riskleri önlemek yerine mevcut fon krizinin tasfiye sürecine odaklandığını savunan Sarı, iktidarın yaklaşımını “Günü kurtaralım, yarın ola hayrola” sözleriyle eleştirdi.Yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğini vurgulayan Sarı, “Bu anlayışla kanun çıkarıyorsanız, bu anlayışla yasal düzenleme çıkarıyorsanız vatandaşımızın hakkını korumaktan uzaksınız” dedi.

Sarı, konuşmasını Meclisin yasama sorumluluğuna ilişkin şu çağrıyla tamamladı:“Bakıyoruz, şimdi, bu fon soygununun yaşatıldığı sürece. Ya, bir yasa düzenlemesi getirdiniz, biz sanıyoruz ki bundan sonra bu tarz konulara mahal vermeyecek bir yasal düzenleme olacak, bundan sonra tedbir alacağız, yaşanmışlıklardan ders çıkaracaksınız; amma velakin düzenlemeye baktığımızda, bundan sonrası için değil, şu fon kriziyle ilgili tasfiye sürecinin nasıl yapılacağı yönünde bir düzenleme yapılıyor yani Günü kurtaralım, yarın ola, hayrola. Bu anlayışla kanun çıkarıyorsanız, bu anlayışla yasal düzenleme çıkarıyorsanız bizim vatandaşımızın hakkını korumaktan uzaksınız diyorum. Bu Meclisin, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ dediğimiz Meclisin, millete hizmet edecek yasalar düzenlemesini, yandaşa hizmet edecek yasalardan uzaklaşmasını talep ediyorum sizlerden.”

 

Balıkesir HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.